Ana sayfa Çanakkale Gurme Gezi Rehberi Gökçeada Hikayeleri: Neden Gökçeada’ya Yerleştim?

Gökçeada Hikayeleri: Neden Gökçeada’ya Yerleştim?

170
0
Gurmex'i instagramda takip edin

Gökçeada Hikayeleri: Neden Gökçeada’ya Yerleştim?

Gökçeada Hikayeleri başlığı aslında İstanbul‘dan başlayan ve Gökçeada‘da sükut bulan bir kendini bulma yolcuğu… Her ne kadar hikayenin baş mimarı Arek Boğosyan olsa da kendinizden de bir şeyler buluyorsunuz elbette… Özellikle hikayeleri Arek’in ağzından dinlediyseniz eğer değmeyin keyfinize… Gökçeada’ya yerleşmesine kadar süren bu anılar silsilesini öyle güzel anlatıyor ki, kendinizin de bu hikayenin içinde bir karakter olduğuna şahit oluyorsunuz.

Ben sanki Arnavut kaldırımlı yollarda beraber yürüdüğümüzü, aynı heyecanları, aynı korkuları ve aynı mutlulukları sanki birlikte yaşadığımızı hissettim. Gökçeada Hikayeleri’ni sonuna kadar okuduğunuz takdirde aynı duygu yoğunluğunu sizlere de yaşatacağını ümit ediyorum.

Gökçeada Hikayeleri son vapur imrozSon Vapur İmroz – Zeytinliköy Gökçeada Hikayeleri

İlk Bakışta Gökçeada…

Arek 2005 kışı bir bayram tatilinde arkadaşlarını da peşinde sürükleyerek Gökçeada’ya gelmiş. Deniz fırtına, hava buz, iskele yağmur… Önde onlar arkada beş araba yol almışlar.

Arkadaşlarını da sürüklemiş sürüklemesine ama Ada hakkında hiç bir şey bilmiyor. Nerede kalacaklar, ne yiyecekler, ne yapacaklar ve çoğaltılabilecek daha birçok soru. Arkadaşları ise Arek’in önerisine uyup geldikleri için Arek’e güvenip biat etmişler. Gelin bundan sonrasını kendi ağzından dinleyelim.

“Ada’da 25-30 km kadar yol aldıktan sonra güney sahillerine ve Uğurlu köyüne vardık. Fakat ortalıkta kimseler yok. Derken; bir kadın camında halı dövüyor.

– “Abla buralarda kalacak bir yer var mı?”

– “Yok niye olsun ki? Siz Kaleköy’e gidin!”

Arka arabalarda homurdanmalar başlıyor ve geri dönüyoruz. Bir 25 km daha gittikten sonra Kaleköy’e vardık.

Bir adam elinde süpürge bahçesinde biriken suları temizliyordu, adı Şenol. Kaleköy’de Kale pansiyonun önündeyiz, ve nihayet kalacak yer bulduk. Şenol iyi bir adam gece bize sarpa balığı pişirdi. Yanında salatamız ve bir de rakımız var. Daha ne olsun ki?

Herkesin keyfi yerinde, ertesi sabah Zeytinliköy’e doğru yol alıyoruz. Köyün girişinde ki manzaradan öyle çok etkilendim ki anlatamam. Hayatımda ilk kez sanki bir yerin beni çağırdığını hissettim. Köye girdikten sonra soluğu Barba Hristo’nun kahvesinde aldık. Tanıştık, konuştuk, yedik, içtik. Tabi ben Ada’ya ve Zeytinliköy’e vuruldum. Diğer arkadaşlarımı bilemem.

Gökçeada Hikayeleri Zeytinliköy İmrozGökçeada Hikayeleri – Zeytinliköy İmroz

Gökçeada’nın en iyi şarapçısı “Yani”…

Tatil bitince İstanbul’a döndük fakat iki gün sonra ben otobüse atlayıp tekrar Gökçeada’ya döndüm. İslomania bu başka şeye benzemez. Hem artık adayı da biliyorum. Bu sefer bir hafta Kaleköy’de başka bir pansiyonda, Adil abinin Mini Tatil köyünde kalacaktım.

Sabah soluğu Barba Hristo’da aldım. Şarap dedim, nereden alayım? Çok net bir adamdı Tepeköy’de Yani’den al dedi. Gökçeada’nın en iyi şaraplarını o yapar diye de ekledi. Nereden bilebilirdim ki Tepeköy’ün 6 km. uzaklıkta ve 3 km’lik kısmının tamamen yokuş olduğunu… Neyse ki yolda yürürken imdadıma adalı bir taksici yetişti. Camdan sordu:

– “Nereye gidiyorsun?”

– “Tepeköy’e.” dedim.

– ” Yürüyemezsin o kadar yolu, atla arabaya…”

Tepeköy meydana geldiğimizde ortada kimsecikler yoktu, sanki sokağa çıkma yasağı var.

– “Ne zaman döneceksin?” diye sordu.

– “Ver kartını ben seni ararım.” dedim.

– “Arayamazsın, burada telefon çekmez sen bana bir saat söyle.”

Saate baktım saat bir, bende saat beşte kahvenin önünde buluşalım dedim. Hoş kahve de kapalı, kimseler yok. Köyün içine doğru bir yarım saat yürüdüm. Hava buz gibi soğuk. Köyde şarapçı Yani’yi soracağım ama nafile…

Şarap İçen Yani mi Şarap Yapan Yani mi?

Küçük köprünün üzerindeyim, tam ne güzel görünüyor köy buradan diyecektim ki birini gördüm. Aşağılarda elinde güğüm, pejmürde yaşlı bir adam ağır ağır yukarıya doğru yürüyordu. Onu kesinlikle kaçırmamalıydım.

Gökçeada Hikayeleri Kaleköy İmrozGökçeada Hikayeleri – Kaleköy İmroz

Yolunun üzerine çıktım ve bekledim.

– “Merhaba, şarapçı Yani’yi soracaktım.” yavaşça kaldırdı başını ve bana:

– “Şarap içen Yani mi yoksa şarap yapan Yani mi?” diye sordu.

– “Şarap yapan.” dedim.

– “Benim.” dedi. Gerçekten inanamadım, tek seferde 12’den vurmuştum. Darmadağınık saçlarıyla keçi kokulu adam önümde ben arkada ağır adımlarla ilerleyip evine vardık.

Kapıyı iri ve oldukça heybetli karısı Çiça açtı. O günü hiç unutamam beni pırıl pırıl sabun kokan taş bahçelerinde ağırladılar. Çikolata ve şarap ikram ettiler. Sonradan anladım ki bu bana özel bir ritüel değildi, her misafirlerine aynı seremoniyi uyguluyorlardı.

– “Şarap çok güzel ama şekerli biraz, şeker mi katıyorsunuz?” diye sordum.

– “Yok.” dedi. Biraz kızgın şekilde “damla şeker yok, üzümünden o tat…” dedi.

– “Tamam.” dedim. Teşekkür edip 10 şişe almak istediğimi söyledim. 5’ini ben içerim 5’ini de İstanbul’a götürürüm diye düşünmüştüm.

Gökçeada Hikayeleri Tepeköy kahvesiTepeköy Kahvesi – Gökçeada Hikayeleri

Tepeköy Kahvesinde Buluşalım…

Saat 3’e geliyor, çok özenle hazırlanmış 5’li bir paket geldi. Yani; sen bunları al kahveye git, ben 4’te gelirim ve diğer 5 taneyi sana kahvede veririm dedi. Ama bunlar hafif ben taşırım dedim. Evet hafif dedi ben de taşırım. 🙂

Elimde şaraplar kahveye geldim, kahve de henüz açılmıştı. Orta yaşlı bir kadın, tertemiz bir kahve ve her zamanki alışkanlıkla en arka masaya oturdum. Saat 4’e yaklaşırken kadın yanıma geldi. Sipariş alacak herhalde diye düşünmüşken bana bu masadan kalkarsanız sevinirim dedi. Ama herhangi bir masaya oturabilirsiniz diye de ekledi. Ben şaşkın bir şekilde kalktım ve o sırada kadın anlatmaya başladı: “Köyümüzde Yani isimli birisi var, bu masaya sadece o oturur. Eğer masa doluysa başka yere oturmadan çekip evine gider. Oysa bütün gün işlerini bitirip bu kahvede oturmanın hayalini kuruyor.” dedi. Hemen kalktım ve henüz yanmış kilise sobasının yanına oturdum. Aynı kadın Cappucino içer misiniz diye sordu. Hala şaşkındım, hiç sevmem ama yok diyemedim.

Cappucino’yu yudumlarken tam saat 4’te kahvenin kapısı açıldı. Sergio Leone filmlerinde olduğu gibi içeriye sanki Clint Eastwood girdi. Masmavi gömleği, lacivert ceketi, yemyeşil gözleri ve beyaz briyantinli saçları ile gözlerimi kamaştırdı. Bu adam o deminki adam olamazdı. Ayağa kalktım ve yanına gittim. Elini uzattı, yanaklarımdan öptü. Etrafa çok tanıdık ve güzel bir koku yayıyordu. Yani abi seni gerçekten tanıyamadım, ne güzel kokuyorsun dedim. Gülümseyerek cevap verdi; Rebul… Lavanta… 🙂

Gökçeada Hikayeleri İmroz şarkılarıGökçeada Hikayeleri – İmroz hatıraları

Keman Eşliğinde İmroz Şarkıları…

Saat 5 olunca taksi geldi ve Yani abiyle vedalaşıp pansiyona doğru tekrar yola çıktım.

Ertesi gün aynı taksiyle yine Tepeköy’e geldim. Kahvenin arkasındaki mezarlığın önünde oturdum. Elimde şarap şişesi bir de plastik bardak, oldum olası mezarlıkları severim. Ama nedense burayı daha çok sevdim. Sanki yedi sülalem burada yatıyor, hava yine çok soğuk. Neyse ki şarap var bir de cebimde kabukları birikmiş tuzlu fıstık.

Biraz zaman geçti, yanıma bir adam yaklaştı ve üşümüyor musun diye sordu. Yok dedim ben iyiyim, klasik giriş konuşmaları… Şarap içer misin diye sordum, içmeyeceğini söyledi. Ama  sen beni biraz bekle ve bir yere gitme diye de ekledi. Usulca kayboldu ve henüz 10 dk dahi geçmeden geri geldi. Elinde bu kez keman vardı. Cebinden de küçük su şişesindeki grappa’sını çıkardı ve yanıma oturdu. Birlikte bütün şişeleri İmroz şarkıları eşliğinde içtik. Ta ki taksi tekrar gelene kadar…

Vedalaştık… Tamam dedim… Hiç düşünme Arek, senin yaşayacağın “yer” burası…”

25.05.2018 – Gökçeada Hikayeleri İmroz Hatırası Arek Boğosyan

Gökçeada Hikayeleri imroz hatıraları anılarıZeytinliköy Gökçeada Hikayeleri

Gurmex ekibi olarak Son Vapur İmroz gibi özel bir restoranda yemek yeme ve bu muhteşem Gökçeada Hikayeleri’ni Arek’in ağzından dinleme fırsatını yakaladığımız için çok mutluyuz. Aynı zamanda bizleri Türkiye Gökçeada turuna davet ederek bu özel geceyi yaşamamıza vesile olan Prontotour‘a da teşekkürü borç biliriz. Eğer sizde Gökçeada kokulu daha fazla hikaye dinlemek isterseniz yolunuzu Mutlaka Zeytinliköy Son Vapur İmroz‘ düşürün.

Sevgiyle kalın.


Bizi takip edin! | Follow us!

Anadolu’dan ve Dünya’dan lezzet notlarımızı paylaştığımız instagram.com/gurmexcom ve facebook.com/gurmex sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz.


ÖNEMLİ UYARI: Web sitemizde alkollü içeceklerin reklamı veya tüketicilere yönelik tanıtımı yapılmamaktadır. Alkol sağlığa zararlıdır. Ekip olarak içmemenizi öneririz. Gurmex.com; yalnızca gezdiği yerlerde yiyip içtiklerini ve gördüklerini paylaşan kişisel bir blog sitedir.

Gurmex'i instagramda takip edin

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here