Yüzlerce GDO ‘lu ürün arasında ne yediğimizi biliyor muyuz?

Bir canlıda olmayan özelliklerin başka bir canlıya gen transferi ile aktarılabilmesinin keşfi ile başlayan GDO çalışmalarında 1980 yılından itibaren önemli gelişmeler sağlanmıştır. 1972 yılında ilk rekombinant DNA molekülü Paul Berg tarafından üretilmiştir. Bakteriler üzerinde yapılan çalışmaları bitkiler üzerinde yapılan çalışmalar izlemiştir. 1995 yılında genetiği değiştirilmiş mısır ekimi gerçekleştirilirken 1996 yılında genetiği değiştirilmiş domates raflarda yerini almıştır.

GDO lu Ürünler ne yediğinizi biliyor musunuz

Bitkiler üzerinde GDO çalışma sebeplerini mevcut türlerdeki ürün miktarını artırmak, hasat sonrası kayıpları azaltmak, ürünleri soğuk, sıcak, kuraklık ve tuzluluk gibi etkenlere karşı daha toleranslı hale getirmek, ürünlerin toprak verimliliğini azaltmasını önlemek, gıdaların besleyici değerini yükseltmek, zararlı böceklere dirençli ürünlerle pestisit kullanımını azaltmak, endüstri için alternatif kaynaklar geliştirmek olarak sıralayabiliriz.
Gdo ürünlerinin artması sebebi ile ürünlerin özellikle insan sağlığı ve çevreye etkileri konusunda tartışmalar ve eleştiriler artmıştır.
Konuyu sağlık açısından ele alan bazı bilimadamları, GDO içeren gıdaların insan sağlığına zararlı olabileceğini savunmaktadır. Bitkinin içine yerleştirilen genin tüm özelliklerini aktarması sebebiyle onu tüketenleri risk altına aldığı söylenmektedir. GDO’ların hedef olan ürün hariç diğerlerinde nasıl bir etki yaptığı ise bilinmemekte. Özellikle antibiyotiğe karşı direnç, alerji ve kısırlık gibi olumsuz etkileri olduğu savunulmaktadır. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları dile getirilse de bunun doğruluğunu kanıtlayan bir araştırma henüz yapılmamıştır. GDO’lu bitkilere getirilen eleştirilerin önemli bir bölümü de doğal çevreye olan etkileri ile ilgili. Ayrıca GDO içeren ürünlerinin tohumlarının çevreye karışarak doğal ürünleri etkileyip yapısını bozabileceğini savunulmaktadır. GDO’lu ürünlerin doğal ortama yayılıp yaygınlaşması sonucunda böcek nüfusunun olumsuz etkilenmesi ve tüm eko sistemin çökme olasılığı da dile getirilen bir başka eleştiri. GDO’lu ürünlerin biyoçeşitliliği tehlikeye sokacağı ve biyolojik kirliliğe neden olacağı da yaygın endişeler arasında yer almaktadır.

GDO Üretiminde Lider Ülkeler

Türkiye’de Tarım Bakanlığı’nın mevcut yönetmeliğine göre GDO’lu gıda ve yem maddeleri yasaktır. Yönetmelik hükümlerine aykırı olan GDO’lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili, ihracatı ve transit geçişleri, GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaklanmakta olup, İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO’lu ürünlerin ithalatı ve piyasaya sunulması yasak kapsamına girmektedir.

Size tavsiyem GDO ile ilgili daha detaylı araştırmalar yaparak yüzlerce ürün içerisinde ne yediğinizi bilmenizdir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik

Name

Website

Phone

Facebook ile Yorum Yazın